Hafta sonu görüşmeleri ve kayıtlar için lütfen 0216 372 22 06 numaralı telefonu arayınız    Ana Sayfa    Hakkımızda   Bize Ulaşın   
Çocuk ve Oyun
    Oyun çocuk için gerçek bir ihtiyaçtır ve onun bedensel, psikolojik, sosyal ve zihinsel gelişimi açısından çok önemlidir. Oyun oynamak çocukluk çağına özgü psikolojik, fizyolojik ve sosyal içerikli bir olgudur. Genellikle kendiliğinden doğan, içten, hür iradeye dayalı olarak ortaya çıkan oyun süreci çocuklar için neredeyse hayatî önem arz edecek kadar kıymetlidir. Bebekliğin ilk devrelerinden itibaren önce kendi basit hareketlerini tekrarlayarak oyuna dönüştüren çocuk, büyüdükçe daha karmaşık oyun süreçlerinin odağı ve müdavimi olur. Oyun çağını bebeklikle başlatmak mümkün, ancak bir üst sınır koymak kolay değildir. Buluğ çağıyla birlikte birey oyundan kopmaz, ancak daha az ilgilenir. Çünkü bu dönemde oyundan başka ilgilenilecek yeni keşiflerin peşindedir. Oyunun tanımı konusunda eski zamanlardan beri çeşitli görüşler öne sürülmüştür. Tüm bu görüşlerin ortak yönü, büyük düşünür Montaigne'nin belirttiği gibi, "Çocukların oyunu oyun değil, onların en ciddi uğraşıdır" şeklinde özetlenebilir. Çocuklar doğdukları andan itibaren öğrenmeye hazırdırlar. Küçük bir çocuğun gelişimi oyunla desteklenebilir ve hatta hızlanabilir. Oyuna erişkin katkısı olduğunda öğrenme hız kazanır. Biçim, boyut ve renkleri farklı olan oyuncaklarla oynayan çocuk, bunların anlamını kavrar. Dikkatli bir büyük, çocuğunun yeteneğini geliştirmesini sağlayabilir. Örneğin, artık evcilik oynamaya başlayan 18 aylık bir bebek küpleri üst üste dizdiğinde, yanındaki büyük ona bu bloklardan bir garaj ya da hayvanları için bir ev yapabileceğini söyleyerek ona değişik bir perspektif kazandırabilir. Oyun, çocuğun kendi kendini ifade ettiği, yeteneklerini fark ettiği, yaratıcı potansiyelini kullanabildiği, dil, zihin, sosyal, duygusal ve motor becerilerini geliştirebileceği önemli bir fırsattır. Oyunlar önce bebeğin kendi bedensel duyumlarını araştırması ile başlar, daha sonra yakın çevresiyle; daha büyük gruplar ve sosyal ortamlarda gelişerek devam etmektedir. Oyun, çocuğun en güçlü ve doğal dürtülerinden olan saldırganlığın giderilmesini sağlar. Çocuk, korkularından ve bu durumun yarattığı gerginlikten kurtulabilir. Yaşamlarındaki bazı problemleri oyun sırasında çözebilir, duygu ve ihtiyaçlarını dile getirir. Oyun, çocuğun sorunlarının aynasıdır. İyi bir gözlemci çocuğun oyununu izlerken çocuğun sorunlarını, hayal kırıklıklarını ve bunların kaynağını görebilir. Bazı oyuncaklar, çoğunlukla peluş ve yumuşak tüylü olanlar çocukta duygusal bir bağlılık yaratabilmektedir. Bu oyuncaklar, her durumda anlamlı olmamakla birlikte, genellikle sevgi-şefkat–dokunsal temas ihtiyacını giderme amacıyla seçilmektedir. Anne-babaların yapması gereken, çocuklarının gelişimlerini yakından takip etmeleri; gelişim dönemleri hakkında bilgi sahibi olmaları, çocuklarındaki davranış değişimlerini iyi gözlememeleridir. Aile içindeki sorunlar; aile içi şiddet, anne-baba ayrılığı, yeni bir kardeşin doğumu, ev-okul değişimi gibi yaşantısındaki değişimler çocuğu etkilemekte, bu dönemlerde daha fazla ilgiye ihtiyaç duymaktadırlar. Ebeveynlerin çocuklarıyla oyun oynaması, özel zamanlar geçirmeleri, sosyal ilişkilerini takip etmeleri, ortak tutumlar sergilemeleri, aile bireylerinin kurdukları iyi iletişim açısından önem taşımaktadır. Ebeveynlerin çocuklarıyla oyun oynamaları, aralarındaki iletişimi güçlendirecek ve çocuklarını tanımalarını sağlayacaktır. Çocukları oyun oynarken, onlar da iyi bir gözlemci olmalıdırlar. Çocuğun kurduğu ilişkileri, kendi ruhsal dünyasını, hayal kırıklıklarını oyunda görmek mümkündür. Ebeveynlerin çocuklarına vermek istedikleri mesajları, oyun aracılığıyla birlikte oynadıkları oyunda vermeleri daha kolaydır. Aynur SAYIM Uzman Çocuk Psikologu